Hayat bu. Düşünce, çile, özveri, mutluluk, mutsuzluk, acı, aşk, sevgi… İyilik, kötülük, özlem, hüzün… Hepsi aynı filmin içinde. Nasıl bakarsan öyle görürsün.
“Pervazları eskimiş, çatlamış, yer yer çürümüş, camları kararmış küçücük bir pencere. Yılların acımasız birikimlerini artık dert etmiyor, ömrünün kalan günlerini hatıratları ile yaşatarak yağmurlarla, soğuklarla, güneşle savaşına devam ediyordu. Zamanın merhametine terk edilmiş gibiydi. Korkarak adımlarımı atıyor, “Onu aynen görebilir miyim?” diye düşünüyordum. Kalbim küt küt atıyordu. Yer yer yıkılmış duvarların arasında onu yaşlı, bitkin, tarumar gördüm. Karış karış toz tutmuştu, minnacık parmaklarımın, dirseklerimin izlerini hâlâ saklıyor gibiydi. Fırtınaların, şimşeklerin, yağmurların sonu gelmez ezgilerine, bıçak gibi keskin kenarlı cam kırığı dudaklarından dökülen ezgileriyle karşılık veriyor, “Hâlâ buradayım diyordu. İri, taş duvarın bağrına gömülen bu pencere; çocukluğumda kardeşlerimle dizlerimizin üstüne oturup babamızın gelmesini beklediğimiz, hayata dair ilk pozitif bilgileri, birey olmayı, adam olmayı öğrendiğimiz sıcak evimizin ön cephesini aydınlatan gömme pencereden başka bir yer değildi. Taşını, toprağını, çatlamış, kurumuş, aralanmış kasasına ve dökülen pervazlarına yanaşarak uzun uzun öptüm. Unutmaya meyletmiş olduğum kokusunu da uzun uzun içime çektim, yüz sürdüm. Hâlâ belirgin olan kireçle sıvanmış kalın, tozlu, örselenmiş duvar kenarlarını yüreğimi kanatırcasına anımsadım. Bahçeyle duvar arasına sıkışmış düz, kalın taşın üzerine oturdum. Özlemle yandım, kavruldum. Birden hayatım, bugüne kadar gelen yaşamım gözlerimin önünden bir film şeridi gibi akıp gitti. Hatıralarımla baş başa kalmıştım…”
Ürüne ait yorum bulunmamaktadır.
© 2020 Alp Dağıtım Tüm hakları saklıdır.